Parti Sözcümüz Ayşegül Doğan, Genel Merkezimizde yaptığı basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Doğan, şunları söyledi:
Mutlak butlan kararı siyaseti yargı eliyle dizayn etme anlayışının parçasıdır
Olmaz denilenlerin hepsi bir bir oluyor gördüğünüz üzere, hep birlikte izliyoruz. CHP’ye mutlak butlan kararı sonrası Merkez Yürütme Kurulumuz dün olağanüstü toplandı. Bu toplantıda yalnızca mutlak butlan kararını, sonuçlarını ve yaratabileceği riskleri değerlendirdik. Bunları sizlerle paylaşacağım. CHP’ye mutlak butlan kararı, daha önce yine MYK’mızın yaptığı yazılı açıklamada da ifade ettiğimiz üzere, siyaseti yargı eliyle dizayn etmek isteyen bir siyasi baskı operasyonunun ve anlayışının parçasıdır. Seçime ve siyasi partilere ilişkin Anayasa’da özel düzenlemeler var. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre bu karar bir yetki aşımını da ortaya koyuyor. Yani mutlak butlan kararı hukuka aykırı bir siyasi karardır.
Mutlak butlan kararı yalnızca bir siyasi partinin yönetimini değil tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor
DEM Parti olarak ilkesel tutumumuz dün olduğu gibi bugün de demokratik siyasete dönük saldırılara karşı halk iradesinin yanında yer almaktır. Bunu geçmişten bugüne hep bu şekilde düstur edindik. Bundan sonra da böyle olacak. Dolayısıyla mutlak butlan kararı yalnızca bir siyasi partinin yönetimini, delegelerini ya da ona gönül veren milyonlarca seçmeni değil; demokrasiyi esastan etkilediği için hepimizi, tüm Türkiye’yi ilgilendiriyor. Mesele yalnızca bir siyasi partinin geleceği veya “hukuki varlığı” ile ilgili değildir. Mesele, Türkiye’nin demokrasi meselesidir. Eğer bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale edilebiliyorsa, yarın herhangi bir siyasi partinin akıbetine de yargı eliyle müdahale edilebilir demektir. Yarın herhangi bir belediyenin geleceğine, yapacaklarına, kararlarına da müdahale edilebilir demektir. Halk iradesi doğrudan müdahaleye açık hale getiriliyor. Bu karar, Türkiye’nin demokratik geleceğine dönük doğrudan bir müdahaledir. Bu yüzden sadece CHP’ye yönelik değildir. Böyle değerlendirmek eksik olur. Sadece CHP’nin iç meselesiymiş gibi görmek değil, daha geniş bir açıdan nasıl bir öngörülemezlik yaratabileceğini de iyi değerlendirmek gerekir. Dolayısıyla demokratik siyaset alanına yönelen bir karar olarak görüyoruz.
Barış ve Demokratik Toplum Sürecini gölgelemeye dönük adımlar
Hatırlayacaksınız, sürecin tam ortasında 19 Mart operasyonları gerçekleşmişti. Bir yandan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, 27 Şubat 2025 çağrısı konuşulurken ne oldu? 19 Mart operasyonları başladı. Şimdi de yasal düzenlemeleri tartışmaya başladığımız, hatta eşiğine geldiğimizi düşündüğümüz bugünlerde alınan mutlak butlan kararı, açıkça Barış ve Demokratik Toplum Sürecini gölgelemeye dönük bir adım olarak değerlendiriliyor. Bizim tarafımızdan böyle değerlendiriliyor. 19 Mart’ta da ifade etmiştik, bugün de tekrar bunun altını özellikle çizmek isteriz.
Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz
DEM Parti için bu kritik dönemin kilit kavramları var. Bu kilit kavramlar yalnızca DEM Parti’nin kavramları değil, Türkiye toplumunun beklentisidir. Dolayısıyla bu anahtar kelimeler Türkiye toplumunun tamamının geleceğini ilgilendiriyor. Nedir bunlar? Ne kadar barış, demokrasi, özgürlük, adalet, hak, hukuk ise o kadar da güven, sağduyu, umut ve iyimserliktir. Öyle olmalıdır. Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz. Hepimizin bu konuda karamsarlıktan çok iyimserliğe, umuda ihtiyacı var. Güvensizliğe değil güvene, inançsızlığa değil inanç duymaya ihtiyacımız var. Toplumsal barışı sağlama çabalarının yoğunlaştığı böylesi tarihsel bir dönemde hukuk dışı her karar ve uygulama, antidemokratik her gölge ancak ve ancak Barış ve Demokratik Toplum Sürecine olan inançsızlığı büyütür, kutuplaşmayı artırır. Dolayısıyla yargı, siyasi alanı düzenlemenin ya da muhalefeti şekillendirmenin aracı olmamalı. Siyasetin emrinde olan yargı görüntüsünden Türkiye artık kurtulmalı. Yargının görevi, hukukun üstünlüğünü korumaktır; milyonlarca seçmenin demokratik iradesini ve siyasi tercihini yok saymak değil. Siyasetin seyri mahkeme salonlarında, adliye koridorlarında belirlenmemeli. Özellikle içinden geçtiğimiz dönemde siyaset, özgür ve demokratik olmalı. Tüm çabalar siyasetin özgür ve demokratik bir şekilde yapılabilmesi, halk iradesinin esas alınması için. Artık hukuk dışı ve antidemokratik uygulamalardan bir an önce vazgeçilmeli. Bu uygulamalardan, bu yanlış politikalardan geri dönülmeli.
CHP’nin bu zor günleri bütünlüklü duruşunu koruyarak aşacağına inanıyoruz
Partimiz tecrübeyle biliyor ki böyle zor zamanları aşmak serinkanlı ve bütünlüklü bir duruş gerektirir. Türkiye'nin en eski siyasi partilerinden biri söz konusu bugün. Cumhuriyet Halk Partisi köklü bir siyasi geleneği temsil ediyor. Bu zor günleri de iç dinamikleri ve kurumsal kapasitesiyle birlikte bütünlüklü bir şekilde aşacak güce ve deneyime sahip olduğunu düşünüyoruz. Buradan da bütünlüğünü koruyarak çıkmasını temenni ediyoruz. Olması gereken de budur. Çünkü güçlü muhalefet güçlü demokrasilerde olur. Bütünlüklü muhalefet demokratik ülkelerde olur ve muhalefet sadece demokrasilerde vardır. O yüzden, biz CHP’nin bu zor günleri bütünlüklü duruşunu koruyarak yine bütünlüklü bir şekilde aşacağına inanıyoruz. Tekrar etmek isterim ki DEM Parti olarak her zaman demokrasi ve hukukun yanında olduk. Dün de öyleydi, bugün de öyle, yarın da öyle olacak. Mücadelemiz adil, özgür, eşit, demokratik bir yaşam için. Hepimizin soluk alabileceği, hepimizin eşit bir şekilde soluklanabileceği bir ülke için. O yüzden bizim tarafımız net: Demokrasi, demokrasi, demokrasi. İşte olduğumuz taraf tam olarak burası.
Demokratik değerlere ve barış sürecine sarılarak mücadelemizi sürdüreceğiz
Bu ülkede yüreği demokrasiyle atan milyonlarca yurttaşla bir aradayız, yan yanayız. Bir arada ve yan yana olmaya da devam edeceğiz. Adalet özlemi duyan, bunun için mücadele eden, barışçıl bir toplum yaratmak isteyen; demokratik bir ülkede herkesin eşit bir şekilde yaşama hakkı olduğunu bilen ve bunun için sorumluluk hisseden herkesle birlikteyiz. Diyarbakır'dan İstanbul'a kadar demokratik yaşam için hep birlikte mücadele edeceğiz. Barışla inşa edilmiş demokratik toplumlarda haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe yer yoktur. Adaletle ve hukukla bağdaşmayan kararlara da yer yoktur. DEM Parti olarak demokratik değerlere ve barış sürecine sımsıkı sarılarak her türlü haksızlığa ve baskıya karşı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Biliyorsunuz, ilk andan itibaren Eş Genel Başkanlarımız dayanışmalarını CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e iletti. İstanbul İl Örgütümüz bir dayanışma ziyaretinde bulundu. Ortak bir açıklama yaptılar. İzliyoruz, takipteyiz, değerlendiriyoruz ve yineliyoruz: Tarafımız ve durduğumuz yer hukuk, adalet ve demokrasiden yana. Bundan sonra da böyle olacak.
İmralı Heyetimizin pazar günü Sayın Öcalan ile görüşmesi planlanıyor
Yakın zamanda, yani bayramdan önce DEM Parti İmralı Heyeti Sayın Öcalan'la İmralı’da bir görüşme gerçekleştirecek mi sorusu soruldu. Onu da hemen yanıtlayayım. Beklentimizin bu yönde olduğunu söylemiştik. Bir aksilik olmazsa İmralı Heyetimiz pazar günü İmralı'da Sayın Öcalan ile görüşmeyi planlıyor. Umarız bir aksilik olmaz ve bu görüşme gerçekleştirilebilir. Bu havada da olsa, bu koşullarda da olsa moralimizi yüksek tutup umuda sarılarak gerçekten bayram tadında günler yaratmak için mücadeleyi birlikte yükseltmeye devam edeceğiz.
SORU: CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e telefonla dayanışma mesajı iletildi. Yüz yüze de görüşecek misiniz?
Programlarımızın uygunluğuna göre değerlendiriyoruz bu dayanışma ziyaretini.
23 Mayıs 2026
