Bakırhan: CHP’nin erken seçim çağrısına karşılık iktidarın atacağı ilk adım CHP üzerindeki haksızlığı ve hukuksuzluğu kaldırmak olmalıdır

Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, bileşen partimiz SYKP’nin 6. Olağan Kongresine katıldı. Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Bize düşen devrimcilere layık bir mücadele yürütmektir

Hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. SYKP'nin 6. Olağan Kongresinin ülkemizde yürüyen devrim, sosyalizm, özgürlük ve demokrasi mücadelesine katkı sunmasını diliyorum. Şimdiden kongreniz hayırlı olsun. İyi sonuçların ortaya çıkacağını umuyorum. SYKP'li arkadaşlar devrimcilerimizi anan, isimlerini çok güzel sıralayan bir slayt koymuşlar. Aynı şeyi düşünmüşüz. Ben de İbn-i Haldun'dan Hakan Tosun'a kadar demokrasi, özgürlük, devrim mücadelesinde emek vermiş, canını vermiş bütün yoldaşları, bütün canları saygı ve minnetle anıyorum. Onların isimleri aynı zamanda omuzlarımıza da büyük görev ve sorumluluklar yüklüyor. Bize düşen hem değerlerimizi anmak hem de onlara layık bir mücadele yürütmektir. Yolları yolumuzdur. Onlara layık olmaya çalışacağız.

Bütün baskılara rağmen Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye devrimci hareketi yan yana durdu

Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye'deki devrimci sosyalist hareketin birlikte uzun yıllardır vermiş olduğu mücadele çok kıymetlidir. Çok değerlidir. HDP ile başlayan paradigma ve oluşan birliktelik de dünyada bir ilktir. 12-13 yılı aşkın bir süre bütün yönelimlere, zulümlere ve baskılara rağmen bir arada durmak, mücadele etmek her partinin kârı değil. Bunu başaran, bugüne kadar getiren başta SYKP'li yoldaşlar olmak üzere bütün bileşenlerimize, ittifaklarımıza, emek veren çalışanlarımıza da selam, saygı ve teşekkürlerimi iletiyorum. Çok önemli bir iş yaptılar. Dünyada değerlerin çöktüğü, artık değerlerin gittiği bir çağda yaşıyoruz. Güçlü olanın kendi hukukunu her yerde pervasızca dayattığı bir dönemde yaşıyoruz. Suriye’yle başlayan, Ukrayna’yla, Yemen'le ve Venezuela'yla devam eden, şimdi de İran'la süren bu kuralsızlığın kendisini dayatmış olduğu bir saldırıyla dünya halkları, emekçileri, ezilenleri karşı karşıyadır. 

Yoldaşlarımıza umudu ve ortaklıklarımızı büyüterek layık oluruz

Güçlü olanın kendisini dayattığı bir hukuku var ama ezilenlerin ve emekçilerin de bir ortak mücadelesi var. Ortak duruşu ve ortak direnişi var. İçinde bulunduğumuz süreç de bu ikisinin kıyasıya mücadele ettiği bir gerçekliği ortaya koyuyor. Bu kuralsızlığa, bu pervasızlığa, bu saldırılara karşı daha çok ittifak yapmamız, ortaklaşmamız ve birlikte mücadele etmemiz gereken bir sürecin içindeyiz. Eğer burada isimleri yazılan ve yazılmayan bütün önderlerimize, öncülerimize ve yoldaşlarımıza layık olmak istiyorsak önümüzdeki görev açıktır: Umudu büyütmek, ittifakı büyütmek, ortaklıklarımızı büyüterek eşit ve adil bir düzen kurmak. SYKP bunu layıkıyla yapıyor. En zor süreçlerimizde sahada, Meclis’te, yaşamın her alanında çok onurlu bir duruş ve direniş ortaya koyuyor. Bunu büyüteceğimize inanıyorum. 

İran’da halkların ortak mücadelesi kazanacak

Nerede durduğumuzu çok fazla açmayacağım. Ama ne emperyal saldırganlığın yanındayız ne de yerli ve bölgesel zorbalığın yanındayız. İkisine de teslim olmayacağız. İran'da “Jin Jiyan, Azadî” diyenlerin yanındayız; Beluçların, Kürtlerin, Azerilerin, Türkmenlerin, farklı yaşam biçimi olan ve onu özgürce yaşamak isteyenlerin yanındayız. Emin olun, İran'da ne bu emperyal saldırganlık ne de oradaki çürümüş rejim kazanacak; kazanan, halkların ortak mücadelesi ve direnişi olacaktır. İran'da biz bunu destekliyoruz. 

Bizlere düşen Mahir ile Mazlum arasında kurulan dayanışma, demokrasi ve özgürlük köprüsünü güçlendirmektir

Geçen gün, Mahir Çayan ve 9 yoldaşının katledilmesinin 54. yılında mezarları başındaydık. Aslında biraz önce konuştuklarımı da tamamlayan Sayın Öcalan'ın bir belirlemesi vardı. Orada da söylemiştim. Sayın Öcalan, “Ben Mahirlerin çizgisiyle başladım. Mahir'in çizgisi bana emanettir, ben de sizlere (o zaman HDP’ye demişti) emanet ediyorum” demişti. Bu çok önemlidir. Kürt özgürlük hareketi ile Türkiye devrimci hareketi arasındaki bağı en iyi belirleyen bir açıklamadır. Bizlere düşen Mahir ile Mazlum arasında kurulan dayanışma, demokrasi ve özgürlük köprüsünü güçlendirmektir. Bu köprünün güçlenmesi ve büyümesi için elimizden gelen bütün çabayı ortaya koymaktır. Ortak direniş kolay kurulmadı. Bu ortak direniş kolay da yıkılmayacak, kırılmayacaktır. Bu ortak direnişe sahip çıkmamız gerekiyor. Sahip çıkacağımıza da inanıyorum.

Bu süreç barış ve demokrasi sürecidir

Şimdi bütün bu gelişmeler içerisinde, Ortadoğu'daki bu savaş ve çatışma içerisinde Türkiye çok kolayca, çok basitçe ve güvenli bir şekilde kendisini bir yere taşıyabilir. Türkiye’ye nefes aldıracak adımlar bellidir. Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümünü sağlayabilir. Barış ve demokrasi konusunda adımlar atabilir. Evet bir süreç yürüyor. Bu süreç sadece Kürtlerin süreci değil. Bu süreç sadece bir barış süreci değil. Demokrasi olmadan barış olmaz. Bu süreç barış ve demokrasi sürecidir. Barış ile demokrasi de eşzamanlı yürüyecek meselelerdir. Birbirinden ayırt etmiyoruz. Sadece Kürtlerin demokrasi özgürlüklere ve hukuka ihtiyacı yok. Aslında Türkiye'de yaşayan bütün halkların, inançların, emekçilerin, ezilenlerin hukuka ve demokrasiye ihtiyacı var. Dolayısıyla, bu süreci desteklemek, herkesin ihtiyaç duyduğu demokrasi ve hukuk konusunda atılacak adımların da bir an önce atılmasını sağlamak da aynı zamanda bizim görevimizdir, değerli dostlar. 

Hukukun, adaletin ve demokrasinin hayata geçmesi için gelin birlikte mücadele edelim

Türkiye'de herkesin güvenceye ihtiyacı var. Herkes öngörülebilir bir düzen istiyor. KHK'lilerle görüştüğümüzde aynı şeyi söylüyorlar. Kürtler, Aleviler, gençler, kadınlar aynı şeyi söylüyor. Bu hukuku kurmak da bizim temel görev ve sorumluluklarımızdandır. Türkiye'nin geleceği ne Edirne Cezaevinde ne Kandıra Cezaevinde ne de Silivri'deki mahkemelerde kurulur. Türkiye'nin geleceği, demokrasi ve özgürlüklerde kurulur; demokratik müzakere yöntemiyle ancak kurulur. Buradan bütün siyasi partilere çağrı yapmak istiyorum: Türkiye'nin temel meselelerinden birisi hukuktur, adalettir, demokrasidir. Gelin, bunu birlikte müdafaa edelim, birlikte savunalım ve hayata geçmesi için birlikte mücadele edelim. Bu çağrıyı yapıyoruz. Herkesin bu kadar hukuka ihtiyaç duyduğu bir dönemde farklı durmamız, farklı konuşmamız; Ortadoğu'nun ve dünyanın kaderi belirlenirken bir arada olmamamız büyük bir özeleştiridir yaşamını yitirenlere. Bu süreçte, yaşamını yitirenlere layık bir ittifak, birlik ve mücadele içerisinde olacağımızı umuyorum.  

CHP erken seçim çağrısıyla maruz kaldığı baskılara karşı yeni bir yol açmaya çalışıyor 

Son olarak, CHP’nin geçen gün yapmış olduğu erken seçim çağrısına ilişkin bir şey söyleyerek aslında partimizin bu konudaki tutumunu da kamuoyuyla ve siz değerli arkadaşlarla paylaşmak istiyorum. Erken seçim talebi bütün partilerin en doğal hakkıdır. Cumhuriyet Halk Partisi'nin de böyle bir çağrı yapması onun en doğal hakkıdır. Bütün partiler bunu yapabilir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin niye erken seçim çağrısı yaptığına değil, aslında Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılara ve zulüm politikalarına karşı çıkmamız gerekiyor. CHP maruz kaldığı baskılardan dolayı aslında yeni bir yol açmaya çalışıyor. Bu talepten rahatsız değiliz. Hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekiyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin maruz kaldığı baskılar karşısında aslında yapmış olduğu siyasi bir hamledir. İktidarın da “Niye erken seçim çağrısı yapıldı?” tartışması yerine aslında adımlar atması gerekiyor. İlk adım olarak da Cumhuriyet Halk Partisi üzerindeki bu haksızlığı, hukuksuzluğu, torba yasalarla yargılamaları kaldırmalıdır. İlk adım herkes için hukuk olmalıdır, herkes için adalet olmalıdır. Bunu dile getirmek istedim. Biz zaten DEM Parti olarak herhâlde Türkiye'de seçime en hazır partiyiz. Sokaktayız, fabrikalardayız, yaşamın her alanındayız. Yaşamın her alanında direniş halindeyiz, mücadele halindeyiz. 7/24 örgütlenen ve ittifakını büyüten bir yerde durduğumuz için eğer Türkiye toplumu, Türkiye halkları seçim istiyorsa bizim de hazırlıklı olduğumuzu daha önce de söylemiştim.

Ortak mücadelemiz daim olsun, birliğimiz güçlensin

Evet, Mertcan ve Feray arkadaşa ve yönetimlerine teşekkür etmek istiyorum. Bize büyük katkılar sundular. Emekleri çok. Her daim yanımızda oldular diğer bütün bileşenlerimiz gibi. Yeni seçilecek yönetiminize de şimdiden başarılar diliyorum. Aslında yönetimimize demek istiyorum. Çünkü DEM Parti'nin bileşenleriyiz. SYKP ile DBP'nin, Devrimci Parti ile Yeşil Sol Parti'nin, SODAP ile hiçbirimizin bir farkı yok. Bir aradayız, birlikte olmaya devam edeceğiz. Yeni seçilecek yönetimin de zaten ortaya koymuş olduğumuz bu ilkelere uygun ve daha güçlü bir şekilde yanıt olacağına inanıyorum. Ortak mücadelemiz daim olsun. Birliğimiz güçlensin, kuvvetlensin. Barış, emek ve özgürlük kazansın diyorum. Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Başarılar diliyorum.

4 Nisan 2026