Bakırhan: Kürt siyasi parti ve oluşumlarının birliği On Gözlü Köprü gibi olmalıdır

Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ve İmralı Heyeti Üyesi Mithat Sancar, Diyarbakır'da, Kürt partileri ve kurumlarıyla gerçekleştirdiğimiz toplantıya katıldı. Toplantının açılışını yapan Bakırhan, şunları söyledi: 

Merheba rojbaş, hûn bi xêr hatin li ser seran li ser çavan hatin. Em spasiya partî û saziyên me yên li vir dikin. Li ser daweta me hatin, mala we ava be. Ev civîn tenê ji bo me na ji bo gelê me civîneke pir girîng e. Em dixwazin derheqê siyaseta Kurdan, derheqê Rojhilata Navîn, derheqê vê pêvajoyê de bi hev re biaxivin, fikr û ramanên xwe bînin ziman. Armanca me ya hatina vir belî ye. Em dixwazin yekîtiya Kurdan hîna zêde xurt be. Li ber vê yekîtiyê çi astengî, çi pirsgirêk heye em li ser biaxivin. Armanca me di rojên pêşiya me de aştiyeke birûmet ava bikin. Em dixwazin hevalên me yên ku hatine vir nirxandin û rexneyên xwe bi awayekî azad bînin ziman. Baweriya me ew e ku em ji vê civînê hîna xurt derkevin. Em ê fotografekî hîna xurt, resmekî hîna xurt bidin gelê xwe. Gelê me jî tiştekî wisa dixwaze. Em çend roj berê niha çûbûn Hewlêrê belkî we jî dît. Li wir konferansek çêbû û ji sê parçeyên Kurdistanê rêxistin û partî hatibûn cem hev. Me resmek da û vî resmî di nav miletê me de bertekeke baş derxist holê. Bi we re belkî em kêm tên cem hev, wext dikeve navberê. Em dixwazin ji vir şûnde hîn bileztir werin cem hev, rexne û nirxandinên xwe bînin ziman. Bi hev re rêyekê vekin, di wê rêyê re bi hev re herin. Careke din hûn bi xêr hatin.

Kürtlerin konuşulduğu bir süreçte ortak akla, söze ve yaklaşıma ihtiyaç var 

Ortadoğu’nun yeniden inşa edildiği, yeniden denklem ve dengelerin oluştuğu ve bu inşa sürecinde Kürtlerin merkezinde olduğu bir süreci birlikte yaşıyoruz. Çünkü orada henüz taşlar yerine oturmadı. Henüz İran ile ilgili mesele çözülmedi. Rojava’da anlaşma var ama henüz net bir zemine oturmadı. Dil gibi hep birlikte mücadelesini yürüttüğümüz, uğruna bedeller ödediğimiz mesele henüz tam netleşmedi. Bir kısıt ile tarif ediliyor. Dolayısıyla bizim konuşulduğumuz, Rojava’nın, Rojhilat’ın, Bakur’un, Başur’un konuşulduğu bir süreçte Türkiye’deki Kürt siyasi partileri ve Kürt kurumlarının kendilerinin konuşulduğu bir süreci konuşmamaları, bu konuda eleştiri ve önerilerini dile getirmemeleri halkımıza ve tabanımıza büyük haksızlık olur. O açıdan bir aradayız. Bizim konuşulduğumuz Ortadoğu’da, bizim merkezinde olduğumuz bu süreçte ortak bir akla, söze ve yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirtmek istiyorum. Bütün bunları söylerken her birimizin ayrı bir politik, ideolojik ayrı bir perspektiften baktığını da bilerek söylüyorum. Ayrı ideoloji ve siyasi perspektiflere sahip olmamıza rağmen Ortadoğu yeniden yapılanırken, bir arada olmamak, ortak bir pratik üretim ortaya koymamanın özeleştirisi yok. Bu konuda biz Kürt siyasi partilerin ve kurumların emin olun verebilecekleri bir özeleştiri yoktur. 

Kürt meselesi ilk defa hukuki ve siyasi olarak Meclis’te tartışılıyor 

Yüzyıllık bir mesele ilk defa Meclis zemininde, hukuki bir zeminde tartışılıyor. Biz önemsiyoruz. Yeterli mi değil mi, samimi mi değil mi o tartışmaları birlikte yürüteceğiz ama ilk defa Kürt meselesi hukuki ve siyasi bir zeminde tartışılıyor. İçeriğinden bağımsız bu biçimde tartışmayı biz önemli görüyoruz. Meclis’te de bizim konuşulduğumuz bir süreçte dağınık olmamamız gerekiyor. Bu süreç sadece bir partiyle devlet ve iktidarın yürüttüğü bir süreç olarak görülmemeli ve böyle bakmamalı hiçbir siyasi parti ve kurumumuz. Bu konuda da eleştirileriniz, önerileriniz varsa ortaklaşmalıyız. Yani bu sürecin başarısız olması bize ne kazandıracak sorusunu birlikte tartışalım. Yani biz başarısız olursak büyüyecek miyiz, güçlenecek miyiz? Halkımızın umudu daha mı artacak? Bu meseleleri konuşmakta büyük bir yarar var.

Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini konuşma zamanıdır 

İlk aşamayı geçtik. Onun sonuna doğru geldik. Neredeyse o iş de bitme noktasına geldi. Şimdi Meclis’te müzakere zamanıdır. Meclis’in kimi yasaları çıkarma zamanıdır. Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini konuşma zamanıdır. Bizim ikinci aşama dediğimiz toplumda da ikinci aşamayı Kürtlerin temel hakları olarak değerlendirdiğimiz, Kürt'ün anadilinin özgürlüğü olarak değerlendirdiğimiz, yerel yönetimlerle ilgili taleplerimizin görüşüleceği bir zemin olarak tanımladığımız bu zemini ikinci aşamada konuşacağız. Sizler de Kürt partisisiniz. Emeğiniz var, geçmişiniz var, büyük bedeller ödediniz. Meclis’te ikinci aşamada dilimiz, yerel demokrasi, bu tekçi, ırkçı, yok sayan yasaların değiştirilmesi konusunu eğer konuşacaksak hepimizin bu konuda bir katkısı olmalıdır. Hepimiz bu konuda bir sorumluluk üstlenmeliyiz diye toplandık. Bu süreci sadece bir partiyle iktidarın ve devletin yürüttüğü bir süreç olarak değerlendirip bir kenardan izleyebilirsek ortaya çıkabilecek olumsuzluklar olabilir. Buna bence fırsat vermemek gerekiyor. Eğer bir onur mücadelesi yürütüyorsak bu onurdan bence bugüne kadar bedel ödemiş, emek vermiş bütün Kürt partileri de hakkını almalıdır. Hepimizin bu süreçte onur hakkımızı almamız ve bu konuda katkılarımızı koymamız gerekiyor. Ortak müşterek taleplerde buluşabiliriz. İkinci aşamada sadece DEM Parti'nin değil bütün Kürtlerin talepleri bunlardır diyebiliriz. Bütün Kürt oluşumlarımız yeterli ya da yetersiz bu böyle olmalıdır diyebilmelidir. Yani yüz yıl sonra ilk defa böyle bir süreç yakaladık. Bunu önemsememiz gerekiyor. Yine biraz önce Kürtçe de söylemeye çalıştım. Tabii tam olarak söyleyememenin ayıbı sadece bizim değil. Yüz yıldır dilimizi yok sayan devletindir. Kendi dilimizde kendimizi net somut bir şekilde ifade etmemenin eksikliğinin özeleştirisini veriyoruz ama devletin eksikliğini de, devletin bu konudaki ayıbını da, uyguladıkları politikaları de görmek gerekiyor.

Kürtlerin her yerde ortak fotoğraf vermesi gerekiyor 

Hewlêr’de çok önemli bir konferansa katıldık. Çok memnun kaldık. Çok başarılı bir konferanstı. Sadece Kürt partileri orada yoktu. Irak’ın eski cumhurbaşkanından Suriye’de Şara’nın danışmanından Ürdün’deki demokrat, ilerici, sol, sosyalistlere kadar Ortadoğu'nun temel aktörlerinin olduğu bir konferanstı. Konferansa biraz Türkiye'deki bu süren süreç damgasını vurdu. Rojava'daki gelişmeler damgasını vurdu. Irak Federal Kürdistan bölgesindeki iki partimizin oluşturdukları, ortak oldukları, birleştikleri o fotoğraf damgasını vurdu. Bir fotoğraf çektik ama emin olun halkımız çok mutlu oldu. Çok memnun oldu. Yani yüreklerine su serpti. Kürtlerin her yerde böylesine ortak fotoğraf vermeleri gerektiği konusunda emin olun binlerce mesaj aldık, binlerce yorum aldık. Halkımızın mutlu olduğu bu tür resimleri, bu tür buluşmaları, bu tür girişimleri çoğaltmak gibi bir sorumluluğumuz da var. Bir fotoğraf yetmez, yan yana olmamız, daha fazla olmamız gerekiyor. Bir fotoğraf yetmez. Bunun diplomasisini, bunun siyasetini ve bunun pratiğini de beraber sahada oluşturmamız gerekiyor. Ben bunu yapabileceğimize inanıyorum. Buradaki parti ve kurumlardan gelen arkadaşlarımız ve gelmeyen arkadaşlarımız dahil olmak üzere onlarla da bir ortak fotoğraf yaratabileceğimizi ve ilerleyebileceğimize inanıyorum. 

Kürt partilerinin temsilcileri gidip Öcalan’la tartışabilmeli, eleştiri ve önerilerini sunmalıdır  

Son olarak süreç dedim. Evet, temposunda bir düşme var. Bunu burada açık yüreklilikle söylemek gerekiyor. Biz aynı davanın yolcularıyız. Yani burada da yürüyen sürece ilişkin bir yavaşlama var. Bu yavaşlama nasıl giderilir? Vallahi çok net. Gittiğimiz her yerde diyoruz ki: "Devlet somut adımlar atmalı." Tek taraf adımlar yeterince atıldı. Artık iktidarın da bu konuda somut adım atması gerekiyor. Ne olabilir bu somut adımlar? Başta Sayın Öcalan'ın yaşam, iletişim, çalışma koşulları düzeltilmeli. Buradaki Kürt partilerimizin ve oluşumların temsilcileri gidip Sayın Öcalan'la tartışabilmeli, eleştirebilmeli, önerilerini sunabilmeli. Bunun önündeki engeller kaldırılmalıdır. Basın gitmelidir. Yine bir kurul oluşturulacaktı. Yani bu meclisteki çıkan yasada da zaten kayıt altına alındı. Barış ve siyasallaşma kurulu. Sayın Öcalan'ın başında olduğu bu kurulun da aktif çalışması gerekiyor. Yine AİHM kararları uygulanabilir, AYM kararları uygulanılabilir. İşte kayyım rejimine son verilebilir. Basın üzerindeki baskılar ortadan kaldırılabilir. Özellikle Kürt basın yayın organları üzerindeki karartma, engelleme, cezalar, tutuklamalar bir an önce sonlandırılmalı. Bunun gibi birçok adımı iktidar atabilir. Bunun için teyit tespit raporuna gerek yok. 

Kürt siyasi parti ve oluşumlarının birliği On Gözlü Köprü gibi olmalıdır 

''Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ niye bırakılmıyor'' sorusunu hep birlikte sormamız gerekiyor. Yani kimse ''onları teyit tespit raporu için bırakmıyoruz'' diyemez. AİHM kararı var. AİHM kararının teyit tespit raporuyla bir alakası yok. Mesela kayyımlar yerine seçilmiş arkadaşlarımızın görevlilerinin başına dönmesi için bir teyit tespit raporuna gerek yok. Böyle bir sözleşmeye biz imza atmadık, yani öyle bir şey yok. Dolayısıyla bu ve benzeri adımlar için, çok değerli dost kardeş partilerimizin de atılması gereken adımlar konusunda sorularını daha yüksek bir sesle kamuoyuna, iktidara sormaları gerektiğini düşünüyoruz. On Gözlü Köprü'yü bilirsiniz. Amed’in çok önemli sembollerinden birisidir. 900 yıl önce Mervan Kürtleri tarafından inşa edilmiş. On gözü var. Her bir gözünden ayrı bir şekilde su akıyor. İşte her bir gözü başka bir yöne bakıyor. Ama bu on gözlü köprümüz seller gördü, feraketler gördü, işgaller, yıkımlar gördü. Ama hala ayaktadır. On gözü var ama yüreği ortaktır. Yani üzerinden geçen yükü birlikte kaldırıyor. Birlikte dayanıyor, direniyor. On gözünün tek bir gözünün ayağını oradan çektiğiniz zaman emin olun çok kolaylıkla yıkılabilir. Bu On Gözlü Köprü aslında biraz biz Kürt siyasi partilerine ve oluşumlarına benziyor. Birliğimiz On Gözlü Köprü gibi olmalı. Her birimiz yine farklı yerlere bakabiliriz ama üzerimizdeki yükü birlikte sırtlamalıyız. Birlikte kaldırmalıyız. O örneğe uygun davranmalıyız. Gözlerimiz ayrı evet buna saygı duyuyorum ve öyle de olsun. Ama emin olun yükümüz ortaktır. Taleplerimiz ortaktır. Derdimiz ortaktır. Mücadelesini yürüttüğümüz talepler ortaktır. Ayrı yollardan geldik. Buna saygı duyuyoruz ve öyle de olmalı. Ama aynı yöne gidebiliriz. Tekrar bizi kırmayıp davet ettiğimiz toplantıya geldiğiniz için hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

25 Ekim 2026