Emek Komisyonumuz, 1 Mayıs Emeğin Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü programımıza ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Emek Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcımız Sevtap Akdağ Karahalı şunları söyledi:
1 Mayıs’ta ana sloganlarımızdan bir tanesi barış olacak
Bu yıl ekmeğe, barışa, adalete aç milyonların ortak sesiyle 1 Mayıs alanlarında olacağız. Çünkü biliyoruz ki ekmek, barış ve adalet halkların hava ve su kadar ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Çok kutuplu güç dengeleri arasında emperyalist savaş politikalarının derinleştiği, bölgesel krizlerin büyüdüğü; sömürünün, yoksulluğun ve eşitsizliğin derinleştiği; hukuksuzluğun ve adaletsizliğin yaşamlarımızı kuşattığı ama aynı zamanda direnişlerin de büyüdüğü bir dönemde karşılıyoruz 1 Mayıs’ı. Ortadoğu’da süren savaşlar yalnızca sınırları değil halkların yaşamlarını da parçalıyor. Emperyalist müdahaleler ve işbirlikçi bölgesel iktidarların savaş politikaları yoksulluğu derinleştiriyor, göçü büyütüyor, emeği daha da güvencesiz hale getiriyor. Bölgesel savaş ateşinin yaygınlaşma ihtimali, halkların yalnızca yaşamını değil; ekmeğini, geleceğini ve barış umudunu da tehdit ediyor. Savaşın olduğu yerde emek sömürüsü artar, haklar gasp edilir, halkların geleceği karartılır. Bu nedenle, 1 Mayıs’ta barışı savunmak, emeği savunmaktır diyoruz. Biz ülkemizde, bölgemizde, dünyada barışı savunuyoruz ve barış için mücadele ediyoruz. O nedenle, bu yıl 1 Mayıs’ta ana sloganlarımızdan bir tanesi barış olacaktır.
Emeğin değeri sistematik olarak düşürülüyor
Türkiye’de iktidarın politikaları emeği değersizleştiren, açlığı ve yoksulluğu kalıcılaştıran bir düzen yarattı. Ücretler erirken sermaye büyüyor; emekçiler yoksullaşırken bir avuç ayrıcalıklı kesim kâr rekorları kırıyor, zenginliğine zenginlik katıyor. Devlet ve sermaye işbirliğiyle asgari ücret, ülke tarihinde ilk kez açlık sınırının altına düştü. Açlık sınırı 30 bin TL’ye dayanmışken, 28 bin 75 TL’lik asgari ücret milyonları açlığa mahkum ediyor. Üstelik, asgari ücretin çalışanların yaklaşık yüzde 60’ı için “temel ücret” haline getirilmesiyle tüm emekçiler yoksullukta eşitleniyor. Milyonlarca emekli 20 bin lira ile yaşam mücadelesi veriyor. Her dört gençten biri işsiz. Çocuk yoksulluğunda rekorlara koşuyoruz. Her üç çocuktan biri yoksul. Engelliler yaşamın ve istihdamın dışına itiliyor. Her beş engelliden biri işe ulaşabiliyor. Alım gücü karşısında ücretler her gün biraz daha erirken, emeğin değeri sistematik olarak düşürülüyor.
Ekmeğimize göz koyanlara karşı mücadeleyi büyüteceğiz
Gıda enflasyonunun yüksekliğinde dünya üçüncüsüyüz. Bizden önde Sudan ve savaşla uğraşan İran var. Gıda enflasyonunda üçüncü sıradayız. Geldiğimiz aşamada Türkiye, tarihinin en derin yoksulluk krizlerinden biriyle karşı karşıya. Konut ve kira fiyatlarındaki fahiş artışlar, barınmayı temel bir hak olmaktan çıkardı; milyonlarca insan için bir lüks haline getirdi. Emekçiler artık yalnızca geçinmek için değil, barınabilmek için de büyük bir mücadele veriyor. Vergi yükü emekçilerin sırtına bindirilmiş, adeta sistematik bir soygun gibi büyüyor. Büyük sermaye gruplarına sağlanan vergi muafiyetleri ve teşviklerle servet belli ellerde toplanıyor. Sürekli ve sürekli artan oranda yoksuldan alıp zengine veren bir Deli Dumrul sistemi işliyor. Her gün daha fazlasına el konulan emeğimize sahip çıkmak için hayatlarımıza sahip çıkmak durumundayız diyoruz. O nedenle, bugün en temel şiarlarımızdan biri ekmek olacaktır. Biz ekmeğimize göz koyanlara karşı mücadeleyi bulunduğumuz her alanda büyütmeye devam edeceğiz.
Kadınlar bu düzenin en ağır yükünü taşıyor. Erkek egemen sistem, savaş politikaları ve yoksulluk kadın emeğini görünmez kılarken; şiddet, güvencesizlik ve eşitsizlik derinleşiyor. Kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının arttığı bir coğrafyada kadın özgürlüğünü savunmak eşit ve adil bir toplumu savunmaktır diyoruz. Kadınların tüm talepleriyle 1 Mayıs’ta olacağız.
1 Mayıs’ta temel şiarlarımızdan biri de adalet olacak
Kürt halkının barış ve demokratik çözüm talebi büyürken, inkâr ve baskı politikalarının sürdürülmesi toplumsal barışı zedeliyor. Gerçek bir demokrasi ancak halkların eşitliği ve özgürlüğüyle mümkündür. Toplumsal muhalefet üzerindeki baskılar her geçen gün artıyor, siyasi saiklerle yürütülen davalar hız kesmiyor. Tutuklanan gazeteciler, sanatçılar, avukatlar, siyasetçiler, belediye başkanları kervanına her gün bir yenisi ekleniyor. İşçi ve emekçilerin sendikal örgütlenme, grev ve toplu sözleşme hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor. Adalet olmadan hakça paylaşım olmaz, hak mücadelesi baskı altında kalır, adalet ve demokrasi sağlanmaz. Bu nedenle, 1 Mayıs’ta temel şiarlarımızdan bir tanesi adalet olacaktır. Doğa talan ediliyor, yaşam alanlarımız sermayeye açılıyor. Ormanlar, sular, topraklar rant alanına dönüştürülürken yaşamın kendisi tehdit altına alınıyor. 1 Mayıs’ta doğayı savunmak yaşamı savunmaktır diyoruz. Doğanın katledilmesine karşı taleplerimizle 1 Mayıs alanlarında olacağız.
Emeğin, barışın ve özgürlüğün ortak mücadelesini büyütmek için herkesi 1 Mayıs alanlarında buluşmaya çağırıyoruz
Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yalnızca siyasal bir çözümün değil; aynı zamanda emek, eşitlik, adalet, kadın özgürlüğü ve ekoloji mücadelesinin yükseltilmesi çağrısıdır.
Bu perspektif; sömürüye karşı emeğin, savaşa karşı barışın, baskıya karşı demokrasinin birlikte savunulmasını esas alır. Çünkü biliyoruz ki barış olmadan emek özgürleşemez, demokrasi olmadan eşitlik sağlanamaz. Savaşa karşı barışın, sömürüye karşı emeğin, baskıya karşı demokrasinin mücadelesi birdir ve ortaktır. Bu nedenle; emeğin, barışın ve özgürlüğün ortak mücadelesini büyütmek için herkesi 1 Mayıs alanlarında buluşmaya çağırıyoruz.
Bizler; 8 Mart’ın cesaretiyle, kadınların isyanı ve direnişiyle; Newroz’un coşkusuyla, halkların özgürlük ateşiyle; emeğin, barışın ve demokrasinin sesi olmak için tüm illerde 1 Mayıs alanlarında olacağız. Gelin, yoksulluğa, savaşa ve sömürüye karşı omuz omuza verelim. Gelin, “Ekmek, Barış, Adalet” taleplerimizi birlikte haykıralım; eşit, adil ve özgür bir yaşamı birlikte kuralım. Yaşasın 1 Mayıs! Bijî Yek Gulan!
Emek Komisyonu Eşsözcümüz Mehmet Bozgeyik de şunları söyledi:
1 Mayıs’ta güçlü bir buluşma hedefliyoruz
DEM Parti olarak ekmek, barış ve adalet için 1 Mayıs çağrımızı ülkemizdeki işçilere, emekçilere, kadınlara, gençlere, ezilen tüm halklara ve yoksullara yaptığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Kapitalizmin krizi, dünyada ve Ortadoğu'da yaşanan savaşlar tüm dünya işçileri ve emekçileri açısından da giderek artan bir yoksulluğu, güvencesizliği ve yıkımı ortaya çıkarmıştır. Bu nedenle, bu 1 Mayıs'ın aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin, ezilen halkların enternasyonalist dayanışma ve mücadele günü olarak kutlanmasını hedeflediğimizi; DEM Parti olarak hem Ortadoğu'daki işçiler, emekçiler ve sol sosyalist partilerle hem de dünyanın her yerindeki partiler ve kurumlarla güçlü bir 1 Mayıs'ın hayata geçmesi için bir buluşmayı, bir çağrıyı hedeflediğimizi ifade etmek istiyorum.
12 Nisan'da tüm illerde, yerellerde startımızı vereceğiz
Türkiye'de çok yoğun bir yoksulluk var, işsizlik var, güvencesizlik var. Geçinememe sorunu her geçen gün daha fazla artıyor. DEM Parti olarak ülkenin her yerinde, her alanında işçilerle ve emekçilerle güçlü bir 1 Mayıs'ın örgütlenmesi noktasında 12 Nisan'da tüm illerde, yerellerde startımızı vereceğiz. Bildirilerimiz ve afişlerimizle çarşıda, pazarda, fabrika önlerinde işçilerle buluşacağız. Bu 1 Mayıs'ta ortak mücadele, bir arada yaşam ve demokratik bir Türkiye, demokratik bir cumhuriyet taleplerimizle güçlü bir şekilde alanda olacağız.
Taksim yasağı kaldırılmalıdır
Özellikle AKP iktidarının izlemiş olduğu yasakçı tutuma da buradan değinmek gerekiyor. Biliyorsunuz dünyanın birçok yerinde 1 Mayıs kutlamaları, mitingleri, açıklamaları, o kentin en görkemli alanlarında yapılır. Türkiye'de de İstanbul 1 Mayıs'ı, tarihsel anlamda 1 Mayıs dediğimizde Taksim alanı işçiler ve emekçiler açısından, DEM Parti açısından önemli bir alan. Ancak uzun süreden beri hem Anayasa Mahkemesi hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına rağmen bu yasakçı tutum devam ediyor. Yasaklara karşı demokrasiyi hayata geçireceğini savunan iktidar, maalesef 23 yıldır hala bu yasakçı zihniyetin devam etmesi yönünde bir anlayışla ülkeyi yönetmeye çalışıyor. DEM Parti olarak buradan iktidara, bu yıl Taksim yasağının, bu hukuksuz durumun ortadan kaldırılması ve Taksim başta olmak üzere tüm meydanların işçilere, emekçilere, Türkiye'deki toplumsal muhalif tüm kesimlere açılması çağrımızı bir kez daha yinelemek istiyorum. Ekmek, barış, adalet için; ortak yaşam ve demokratik bir toplum için tüm halkımızı, ezilenleri 1 Mayıs'a davet ettiğimizi tekrar ifade etmek istiyorum.
9 Nisan 2026
