Kadın Meclisi Sözcümüz Halide Türkoğlu, Pınarbaşı Belediye Eş Başkanımız Kamile Ocak ve Kadın Meclisimiz Adıyaman’ın Pınarbaşı (Bulam) beldesinde tütün emekçisi kadınlarla bir araya geldi. Burada konuşan Türkoğlu şunları söyledi:
“Her kadın buluşmasında ve kadınlarla yan yana geldiğimizde hem ortak hikayelerimiz ortaya çıkıyor ama aynı zamanda farklarımızla da yan yana gelmiş oluyoruz. Türkiye'nin birçok yerinde kadın buluşması yapıyoruz. Neredeyse gitmediğimiz bölge, il, ilçe kalmadı. Her bölgede barışı konuşuyoruz. Bu ülkenin geleceği nasıl olacak? Biz kadınlar neye maruz kalıyoruz? Bundan sonra nasıl yaşayacağız? Ama aynı zamanda umudu da birlikte büyütmeye çalışıyoruz. O yönüyle her kadın buluşması bize barışın ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. Kadınların yan yana gelişiyle birlikte sorunları çözebilecek iradeye de sahip oldukları ortaya çıkıyor.
Bu ülkenin temel meselesi aslında kadın yoksulluğu
Burada daha çok tütün üretimi üzerinden kadınlar emeklerini ortaya koyuyor. Çok zor ve meşakkatli bir iş yapıyorlar ama karşılığını alamıyorlar. Geçimlerini artık neredeyse bu iş üzerinden sürdüremiyorlar. Belki eskiden yine bir şekilde geçimini sağlayabiliyordu ama şimdi tamamıyla geçim sorunu ve gelecek kaygısının iç içe geçtiği bir yerden bahsediyoruz. Ama sadece bu Bulam’a ait bir şey değil. Bu ülkenin temel meselesi aslında kadın yoksulluğu. Yani kadınlar üretiyor, emek harcıyor ama ne ürettiğinin ne de emeğinin karşılığını alıyor. Hayatta kalma mücadelesi her geçen gün daha da zorlaşıyor. Şimdi hayatta kalma mücadelesi derken ister istemez aklımıza şu da geliyor. Nasıl hayatta kalacağım? Onurumla mı kalacağım? Mesela bizler, Türk ve Kürt kadınlar, Alevi kadınlar ve farklı kimliklerdeki kadınlar olarak bu ülkede çok derin bir ayrımcılığa maruz kalıyoruz. Hem hukuksal hem de siyasal boyutta eşitlik ne zaman olacak diye soruyoruz. Çünkü barışı konuşuyoruz.
Bu bütçe niye kadın yoksulluğunu ortadan kaldırmıyor
Şimdi barışı konuşurken neden aç kalıyoruz? Savaş bitiyor, çatışmalar sona erecek. O zaman bu iktidar neden hala silaha yatırım yapıyor? Savunma sanayisine dünya kadar bütçe ayrılırken kadınların ekonomisini güçlendirmeye dair neden tek kuruş bile ayrılmıyor? Ya da çocuklar neden MESEM’lerde çalışıyor? Eğitim politikasına bütçe gitmiyor. Ya da diyelim ki sağlık hizmeti o kadar özelleştirilmiş ki doktora gitmek zaten çok meşakkatli. Randevu almak ayrı bir sorun. Bir yerden bir yere ulaşmak çok zor. Hastalanmak istemiyoruz ama beslenemediğimiz için de hastalanıyoruz. Ya da ısınma sorunu, elektrik sorunu bir sürü şeyden bahsediyoruz ve bunların hepsi para demek. Şu an tam da bütçe sürecindeyiz biz. O yönüyle de sizin talepleriniz bizim için çok kıymetli. Madem ki bütçesi var bu devletin, o zaman bu bütçe niye eşit dağılmıyor? Bu bütçe niye kadın yoksulluğunu ortadan kaldırmıyor? Neden kadınlar güçlensin diye, kendisini geliştirsin diye, bir gelecek kaygısı olmasın diye bu bütçe buraya gitmiyor. Bunların hepsini sormak zorundayız. Bu bizim hakkımız. Çünkü biz o tarlada tütünü ekerken, toplarken, o yaprakların üzerine ellerimizi koyarken, alın terimiz oraya akarken devlet oradan para alıyor. Ve oradan aldığı parayı bize geri vermiyorsa tam tersine kendi sermayedarına, kendi yakın akrabasına, kendi iktidar ilişkilerine veriyorsa o bizim hakkımızı çalmış demektir.
Hakkımızdan çalandan hesap sormalıyız
Şimdi onurlu yaşamda hak savunulur. Eğer ki ben yaşamımı onurlu bir şekilde yaşamak istiyorsam benim hakkımdan çalandan hesap sormak zorundayım. Bunu ben kendim için yapmak zorundayım. Bu ülkenin geleceği çocuklar için yapmak zorundayım. Şimdi bu bütçe dönemi o yüzden bizim için çok kıymetli. Kadın emeği neden görünmez kılınıyor? Neden kıymetsizdir? Yani sigortalı bile çalışamıyoruz, emekli olamıyoruz ama her gün tarladayız. Bir lokma ekmeği almak için. Ama yarın başımıza bir şey gelse bir doktora gidemiyoruz. Bir emeklilik maaşımız dahi yok. Bunu yaparken bir de eve gidiyoruz. Evde de çocuk bakıyoruz, yaşlı bakıyoruz. Yani dünya kadar emek var. Bu emeğin içerisinde bir miskal zerre kıymet yok. Burada kurulan her sözün sesi olabiliriz. Yani birbirimize ses olalım. Sadece şikayet etmekle olmuyor. Ama birlikte hakkımızı savunduğumuz zaman o muazzam bir güce dönüşüyor. Siyaset değişiyor. O bakanlıklar bir anda kalemleri arttırmaya başlıyor. Ya da eksiltmeye başlıyor. Bu kadar etkili bir alandan bahsediyoruz.
Ardından söz alan kadınlar, tütün üretiminin zahmetli olduğunu, ürünlerini çoğu zaman satamadıklarını ve başka geçim kaynakları olmadığı için bu işi yapmak zorunda kaldıklarını dile getirdi. Kadınlar, yıl boyunca çalışabilecekleri alternatif istihdam alanlarının yaratılmasını talep etti.
Genç kadınlar, dershane ücretlerinin 150-200 bin TL’ye ulaşması nedeniyle eğitim hakkına erişmekte zorlandıklarını belirterek ücretsiz ve erişilebilir eğitim olanaklarının artırılmasını istedi. Ekonomik koşulların her geçen yıl ağırlaştığını belirten kadınlar, önemli bir bölümünün sağlık hizmetlerinden yalnızca Yeşil Kart kapsamında yararlanabildiğini ifade etti. Hastalık veya yaralanma nedeniyle çalışamadıklarında gelirlerini tamamen kaybettiklerini vurgulayan kadınlar, sosyal güvence ve emeklilik hakkı talep etti.
Kadın girişimciliği ve istihdamına yönelik başvurularının çoğu zaman sonuçsuz kaldığını belirten kadınlar, destek mekanizmalarının erişilebilir hale getirilmesini ve kalıcı istihdam alanlarının açılmasını istedi.
Kadınlar, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin başarıya ulaşmasının toplumsal ve ekonomik sorunların çözümüne katkı sunacağını vurguladı.
28 Ekim 2026
